her an durduran beni, cezmim; elveda!!

18/8/2009 - sevda dedim..

Kategori: siir

Sevda dedim, bilir misin,
Göze almak ölümü.
Sevda dedim, öyle değil,
Hiçe saymak bir ömrü.

Sevda dedim, terk etmek,
Ana, baba, kardeşi,
Eşi, dostu, arkadaşı,
Yâri, yâreni.

Sevda dedim, bilir misin,
Vazgeçmek maldan mülkten.
Sevda dedim, öyle değil,
Değişmek dipten kökten.

Sevda dedim, bilir misin,
Ömrü mevzide geçmek.
Sevda dedim, öyle değil,
Allah'ı tek yâr seçmek.

Elif Eren

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/3/2009 - zaman..

Kategori: siir


düşünmeyi bırak,
zaman tükeniyor..

“bizim” için de,

“onlar” için de..

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/11/2008 - destan..

Kategori: siir

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir lâf var, buyurun size durum;

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!

Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,

Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey,

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;

Evde cinayet, tramvay arabasında zina!

Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;

Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:

Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,

Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;

Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;

Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!


(Necip Fazıl Kısakürek 1947)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/10/2008 - son söz..

Kategori: siir

Ve zaman döne döne

Gelmişti başlangıç noktasına

İlk yaratılış düğümüne

 

Mahlukatın var olduğu

Yüzü suyu hürmetine

Evrenin efendisinin

Kavuşmak vakti gelmişti sevgilisine.

 

Hayatın menbaı

Merhametin son durağı

Madeni, muhabbet ocağının

Ateşler içindeydi

Yatağında.

 

İltica etmişti sanki kainat

Kutsal tenine

Hayata şafak olan alnında

Ter taneleri

Her biri insanlık çilesinden

Bir haberdi sanki

Bir an oldu

Aralandı gözleri

Sonsuzu kuşatan bakışları

Süzdü ciğerparesi Fatımayı

Süzdü tek tek çevresindeki

Can dostlarını

Kıpırdadı dudakları dedi:

--- Ebubekir kıldırsın namazı

Sonra daldı daldı uyandı

son defa aralandı

Bakışları

Yöneldi bir noktaya

Karar kıldı bir noktada

Ve dedi:

--- Merhaba Ey Refik-i Ala !

 

Olacak oldu

Akıllar kamaştı

Kalbler tutuştu

Feryat ve figan gökleri tuttu

Çekti kılıcını Faruk olan

Sıçradı orta yere :

--- Kim derse " O ÖLDÜ" , öldürürüm!

 

Ayrılık ateşinden

Ateşin şiddetinden

Sanki bendler çözülmüş

Felekler çökmüştü

Şuur tutuşmuş

Akıl iflas etmişti.

 

Sonra Sıddık olan

Yetişti geldi

Baktı baktı yatağında hareketsiz yatan sevgiliye

Mağarada arkadaşına hicrette yoldaşına

Sonra baktı çevresine

Mahşerden önce mahşer hali yaşayan

Ashabına

Aline

 

Ebubekir dedi :

--- Ey nas , susun !

--- Kim ki Rasulullah’a tapmaktadır

--- Bilsin ki Rasul ölmüştür.

--- Kim ki Allah'a tapmaktadır

--- Bilsin ki Allah ölmez

--- Hayy ve Layemut'tur. ( Hayat sahibi ve Ölmez )

 

--- Ey nas, Susun!

--- " İnna lillahi ve inna ileyhi raciun."

 

Sonra eğildi sevgilisinin yüzüne

Sürdü bulutlanmış gözlerini

O güzellikler ülkesine

Baktı baktı ve dedi :

--- Hayatında güzeldin

--- Ölümünde güzelsin

--- Öldün

--- Bir daha ölmeyeceksin!

(Erdem Beyazıt)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/10/2008 - önsöz..

Kategori: siir

Damla damla oluşuyor hayat
Ölüm kımıl kımıl
Duymak kolay
Anlatmak değil

Her an
Farkındayım
Az az öldüğümün

 

Bilincindeyim doğan ayın
Eriyen karın, akan suyun
Ve usul usul tükenen zamanın

Tekrarlayıp duruyor saat
Vakit de mahluktur
Vakit de mahluktur.

İşliyor kalbim
Eskiyor saçlarım
Ve gözlerimin en ince hücreleri

Okuyorum hayatı
Toprağın üstünden çok
Altındakilerle var olduğunu

Toprak ölüme aç
Ölüme muhtaç
Hayat

Ölüm muhakkak
Ve ölüm mutlak
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün

Ölümle tanıştıktan sonra anladım

 Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın..

(Erdem Beyazıt)
 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2008 - sözü yormadan..

Kategori: siir

Efendim'e vermek için

yirmi yedimden gül aldım

yirmi yetimden gül

 

bir bilseniz Efendim

için için ateşe verdim kendimi

ah beni hangi vadiler istedi gitmedim

kıskandım da ne oldu hayattan kendimi.

 

ah Efendim, sorar durur can;

nasıl bir sondur bu,

kaçtıkça yakınlaşan

kaçtıkça yakınlaşan..

 

derdimi anlattım Efendim

derdimi anlattım, sözü yormadan.

oturup dua ettim, yalvardım;

akıl, git başımdan..


İbrahim Tenekeci

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2008 - tek başınalık..

Kategori: siir



Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüz binler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar

Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi

Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar...

 

(Ataol Behramoğlu)

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2008 - daralan vakitler

Kategori: siir


Yanakları, saçları, gözleri yanmış,
Zehirli gaz bombaları
Yılan gibi sokmuş, yalamış gövdelerini
Ağızları, küçücük dilleri yanmış
Bütün Beyrut sapsarı kalmış
Sanki ağlamak imkansız
Başları
Paletlerle ezilmiş babaları,
Yahudi doğramış analarını,
Binlerce çocuk topların, betonların altında.

Beyrut'un gözyaşları şimdi,
Kudüs'ün yanıbaşında,
Müslümanlarsa uzakta,
Sanki başka,
Gelinmez bir dünyada.

Acın, bir vadi,
Zehirli çiçekler, bir ova gibi karşımda.

Gözüm baksın sadece,
Ayrıntıları,
Kıvrılıp kırılmış bilekleri,
Kemikten yakılmış etleri,
Kuma serilmiş cesetleri,
Büyük ajansların yaydığı resimleri,
Bir seyirci gibi görsün dursun,
Bir kadın gibi ağlasın..

Beyrut yengeç kıskacında,
Çoğu müslüman kafir yanında,
Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler filmin.

Sen Filistin, hokkaları doldur kanla,
Şairler eğer ahın varken
Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
Herbiri kanlı bir ateş gibi korku
Bir azar, bir şamar olsun.

Filistin, sen işine bak, kar toprağını,
Yoğur gazabını Yaradanın..

Bu ateş bulutu hangi kavmin üzerinde?
Çam ormanlarının salınışında,
Kuşların cıvıldayışında,
Otların serin tenlerinde.
Eğer varsan bakıp görmeye
Şeffaf perdenin az ötesini,
Bir ateş bulutu var en bildik yerde,
En emin yerde.

Ve bak, asıl ölen yaylalar, villalar, tok karınlar
Hissiz dudaklar, gayretsiz kalpler,
Asla değil kavruk çölde yatan kadavralar.

Farzet körsün, olabilir,
Elele tut,
Taş al ve at,
Kafiri bulur.

Hani ceylanların,
Hani cihat marşın?

Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın?
En arka safta bile kalmadın,
Cengi attın, dünyaya daldın,
Tezeğe konan sinekler gibi.

Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Bir gün ister istemez,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.


Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın...

(Cahit Zarifoğlu)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2008 - belki bir su yürür...

Kategori: siir

düşersem aklına el aç niyaz et..

belki bir su yürür..
içim çöl gibi..!!

(mustafa islamoğlu)


Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

taşıyamıyorum artık seni, sükûtun ağır yorgunluğu..

Muhabbet

Kategoriler

Arkadaşlarım

sessizyusuf
vaktivisal
feyne
sevgipinari01
askinadilenciyim
saklinciler
kelimelerinahengi
suspusunnotlari
uykusuzamasallar
bebenaz
havfvereca
birockhayalleri
mehmeteminay
krmzgl
birincitekilsahis
kelebeklersonsuzaucar
askinsahibi
esmalale
kalbitasfiye
altnsilsile